24 Ekim 2014 Cuma

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkçede Polisiye Dizisi



Labirent Yayınları; Seval Şahin, Didem Ardalı Büyükarman ve Banu Öztürk’ün TÜBİTAK destekli araştırma projesinden “Türk Edebiyatı’nda Polisiye Romanın Tarihsel Gelişimi 1884-1928” başlıklı projesinden yola çıkarak Türkiye’de polisiye roman köklerinin oldukça eskiye dayandığının göstergesi olan latin harflerinin kabul edildiği 1928 yılına kadar yayımlanmış telif polisiyelerden seçmeler yaparak daha önce rastlamış olsak bile eski dilde yazıldıkları için anlayamadığımız eserleri günümüz polisiye okurlarının beğenisine sunuyor.17 kitapla tamamlanacak olan bu seriden Osmanlıca yazılmış polisiyeler konusunda uzman araştırmacı ve yazar Erol Üyepazarcı'nın sunuş yazısıyla şu ana kadar 8 kitap yayımlandı. Labirent Yayınları; Dünya  Kitap  Dergisi’nin 21 yıldır verdiği gelenekselleşmiş “Yılın En İyileri” ödüllerinde de  2013 yılı altın sayfa polisiye jüri özel ödülüne layık görüldü.

                   








































Cani mi Masum mu?
Yazar:Fazlı Necib

"...Selanik'ten kaçmamış olsa idim o caniler dayımı, o zavallı veliyy-i nimetimi öldürebilecekler miydi? Validen kahrından helak olur muydu? Ah! Ben, ben, bu cinayetlere, bu felaketlere hep ben sebebiyet verdim... Elini göğsüne koy! Vicdanına müracaat et, düşün, doğru söyle... Cani mi, masum mu?"
Kitaptan

"Üç gayretli araştırmacı akademisyen Seval Şahin, Didem Ardalı Büyükarman ve Banu Öztürk, Tübitak'a sundukları ve onaylattıkları bir proje ile erken dönem Osmanlı-Türk polisiye eserlerini konu edinen bir çalışmayı sürdürmektedirler.

Bu çalışmanın meyvalarını çok heyecanla beklerken üzerinde çalışılan eserlerden bugünkü okurlarca hiç bilinmeyen bazı yapıtların Latin harfleriyle ilk defa yayınlanıp okuyuculara sunulması olanağının çıkmasını da sevinçle karşıladık."
Erol Üyepazarcı


Milli Cinayat Koleksiyonu
Yazar:Vassaf Kadri / Süleyman Sudi

"Her gün üzerinde gezdiğimiz, yaşadığımız, dolaştığımız İstanbul'un içinde gizli bir memleket vardır ki bu memleketi hiç kimse şimdiye kadar bilmez ve hatırına bile getirmez… İstanbul'un içinde gizli bir şehir..."
Kitaptan


Define - Kan Damlası
Yazar:Mehmed Rauf
 
Dışarıda bir ayak sesi işittim. Merdivenden yukarı birisi çıkıyordu. İri ayaklı, kalın ökçeli birisi... Sesi kapıma kadar geldi, bir anahtar gıcırdadı, kapı aralıklandı, iri bir kaya parçası şeklinde biçimsiz bir kafa, içeri sokuldu. İki yılan gözü bana doğru zehrini akıttı. Sonra yavaşça kapıyı kapadı, kilitledi, yine o ağır yürüyüşüyle merdivenden indi.
Kitaptan


Gece Kuşları
Yazar:E.Ali Bey / Süleyman Sudi

Bu esnada Nihad da otobüsün çan kayışını kesiyordu. Çünkü polis şüphe edecek ve otobüsü durdurmak için çan kayışını çekmeye mecbur olacaktı. Halbuki iki arkadaş birkaç dakika vakit kazanmak istiyorlardı. Süratle otobüsten çıktılar. Şüpheli hareketler ile atladılar. Onlar zeki bir polis memurunun bu süratle yokuştan inen otobüsten atlayışta muhakkak bir sebep, ciddi bir sebep olacağını düşüneceğini ve şu süratle kendilerini takip edeceğini biliyorlardı.
Kitaptan



Karanlık Konakta Ne Var?
Yazar:M.Akil

"12 Haziran, Çarşamba. O gün İstanbul'da hiçbir cinayet olmamıştı. Yoksa bu kadın geçmiş senelerin bu gününde olmuş bir vakaya mı işaret etmek istiyordu? Matbaadan eski bir gazete koleksiyonunu alarak her senenin 12 Haziran gününe baktım. 1330 senesine kadar 13 sene geriye gittim. Hiçbir şey yok. Birden hiddetlenerek elimdeki senelik koleksiyon cildini öbür ciltlerin üzerine o kadar şiddetle attım ki hepsi birden paldır küldür yere döküldüler. Yalnız üzerinde kalın yazılı harflerle 1329 tarihi yazılı olan bir cilt yere düştüğü vakit ayakta kalmış ve ortasından açılarak kalın ve siyah matem çizgileriyle çerçeveli bir sayfa meydana çıkmıştı."
Kitaptan



Bir Polis Hafiyesinin Harikulade Maceraları
Yazar:Alev Can

"Haydar Cemil Bey bunu söylerken cüzdanından bir zarf çıkardı. Bunun içinde yarısı yırtık yirmi liralık bir banknot vardı. Haydar Cemil Bey cebinden bir kibrit çıkardı… Yaktı ve alevini bu banknotun arkasında gezdirmeye ve kâğıdı ısıtmaya başladı. Kâğıt ısındıkça üzerinde garip birtakım yazılar peyda oluyordu. Nihayet bu yazılar o kadar bariz bir şekil aldı ki Hurşid Paşa hazretleri gözlüğünü takmadan şu cümleyi okudu.

Bursa, Çekirge Caddesi, Molla Kuddusi Sokağı 14 Numarada Hikmet Beyler
(Raif Cenab Bey)

Bu ne demekti? Bu ne biçim işti. Bir yankesici, bir banknot, gizli bir adres, sonra da meşhur polis hafiyesinin ismi?"
Kitaptan


Şeytan Hadiye
Yazar:Behlül Dana

Şeytan Hadiye, Londra'da kopan bu müthiş velveleye kendi hususu ikametgahından gülerek şahit oluyor ve polisin düştüğü bu mağlubiyetten derin bir zevk duyuyordu. Müteaddid [birçok] vakalardan muzaffer çıkmak suretiyle İngiliz polisini her sahada mağlup ettiğinden emin bulunuyordu. Hakkındaki takibatın çok şiddetli olduğunu görerek sadece dudak bükmekle iktifa ediyordu.
Kitaptan


M.Kemaleddin'in Meraklı Romanları
Yazar:M.Kemaleddin

"Nahid Bey,
Büyük bir tehlikeye maruzum. Mümkün olursa süratle imdadıma koşunuz. Necati"
Nahid'in çehresi karardı. Kaşlarını çattı. İki gün evvel fabrikatörden gelen mektup böyle bir tehlike ihtimalinden bahsetmiyordu.
Kitaptan

Hindistan'ın En Özel Dedektifi Vish Puri


Büyülü Fener Yayınlarından peşpeşe yayınlanan Tarquin Hall'ın Vish Puri serisi; eğlenceli ve sağlam kurgusu ile dikkat çekici hint polisiyeleri



Kayıp Hizmetçi Vakası

Karşınızda Hindistan’ın “en özel dedektifi,” Pencaplı Sherlock Holmes, Vish Puri… Ama siz iyisi mi onu Holmes’e benzetmeyin, çünkü o kurgusal bir karaktere benzetilmekten hoşlanmıyor ve yaklaşık iki bin yıl önce dedektifliğin temelini atan gurusu Chanakya’nın mirasını taşımakla övünüyor.

Dizinin ilk kitabında Vish Puri, Mary adında bir hizmetçinin kaybolması üzerine işe koyulur. Dürüstlüğüyle ünlü avukat Ajay Kasliwal, yanında çalışan bu genç kadını hamile bırakıp ardından da onu öldürmekle suçlanmaktadır. Bunun bir komplo olduğunu düşünen Kasliwal, Puri’den yardım ister.

Peki Kasliwal gerçekten masum mudur?

Vish Puri bir yandan görücü usulü evliliklerde müstakbel eşlerin kirli çamaşırlarını araştırmak gibi “gündelik dedektiflik işlerini” sürdürürken, diğer yandan da yardımcılarıyla Delhi ve Rajasthan arasında cinayeti çözmek için mekik dokumaya başlar.

Britanyalı yazar Tarquin Hall, Kayıp Hizmetçi Vakası’nda soluk soluğa bir polisiye sunarken Hindistan’ın kokularını, tatlarını, renkleri ve keşmekeşini bütün ayrıntılarıyla aktarıyor.


Gülmekten Ölen Adam Vakası
 

Cinayet şakaya gelmez! Oysa Hindistan’ın önde gelen bilimcilerinden, hayatını sahte guruların foyasını ortaya çıkarmaya adamış Dr. Suresh Jha, nâm-ı diğer Guru Avcısı, tam da kahkahalarla güldüğü sırada hayatını kaybeder. Katıldığı Gülme Kulübü’nün açık havadaki seansında bir anda dumanlar arasından yükselen tanrıça Kali kılıcını Dr. Jha’nın göğsüne saplar. Sonra Kali de kılıç da “kül” olup uçar.

Peki Dr. Jha’yı gerçekten de güpegündüz zuhur eden Kali öldürmüş olabilir mi? Bir turistin saniye saniye kaydettiği olayın görüntülerinin tüm televizyon kanallarında yayınlanması üzerine bir mucize gerçekleştiğine inanan milyonlarca insan ibadethanelere akın ederken, Hindistan’ın En Özel Dedektifi Vish Puri şüpheyi elden bırakmaz; o bunun doğaüstü bir olay olduğuna inanmamaktadır.

Cinayetin baş şüphelisi ise, büyük bir mucize gerçekleştireceğini iddia eden, Guru Avcısı’nın “şarlatan” dediği, milyonlarca müridi olan Maharaj Swami’dir. Pencaplı dedektif Puri, Gülmekten Ölen Adam Vakası’nda bilim ve sihrin derin sularında cinayetin sırrını çözmeye çalışıyor...


Ölümcül Tereyağlı Tavuk Vakası

Vish Puri şimdiye kadarki en zorlu görevinde bu kez yasadışı olarak yürütülen bahisçiliğin tehlikeli dünyasına sızıyor.

Hindistan Birinci Ligi’nde oynayan, Pakistan’ın önde gelen kriketçisi Kamran Khan’ın babası, bir kriket karşılaşması sonrasında düzenlenen ziyafet sırasında ölür. Ölüm nedeni tereyağlı tavuğunun konan zehirdir. Puri’nin bu davayı çözmesi için bölgedeki organize suç çetelerinin izini sürmesi gerekmektedir. Ve sadece Hindistan’da kalarak bir sonuca varamayacağı için istemeye istemeye de olsa Pakistan’ın yolunu tutmak zorunda kalır. Bu da onu Pakistan’ın Hindistan’dan ayrıldığı 1947’ye ve iki ülke arasındaki savaşların iç burkan hatıralarına götürür. Yapbozun son parçasını bulacak, katilin kim olduğunu ortaya çıkaracak olan ise, Puri’nin birlikte çalışmak isteyebileceği son kişi, yani Anne-ji’dir.

Aşk Komandoları Vakası

Kast sisteminde yaşanan çağdaş bir Romeo ve Juliet öyküsü Vish Puri’yi (ve dolayısıyla bizi) Hindistan tarihinin ve kültürünün en derinlerine götürüyor.

Ram ve Tulsi birbirlerine âşık olduklarında genç kadının ailesi ölümüne bu birlikteliğe karşı çıkar. Çünkü Ram, Hint toplumunun en alt katmanı olan Dokunulmazlardandır. Neyse ki, kendilerini farklı kastlardan olan çiftlere yardıma adayan Hindistan’ın Aşk Komandoları adlı gönüllülerden oluşan bir grup çıkagelir. Tulsi’yi kurtarırlar, ama bu sefer Ram saklandığı yerden gizemli bir biçimde kaybolmuştur. Bütün bunlar yetmezmiş gibi başrakibi olan tatlı dilli Hari Kumar da Ram’i bulmaya çalışmaktadır. Puri ve ekibi Ram’in köyüne sızmak ve binlerce yıllık önyargılarla biçimlenen kast politikasında yollarını bulmak zorundadır. Ve hep olduğu gibi, Tarquin Hall’un Pencaplı obur-ötesi dedektifi iyi bir köriden de asla elini çekemez.